|
||||
A Vitamini Vitamin A, A VİTAMİNİ olarak da bilinir, balık etinde, özellikle balık yağında bol miktarda bulunan ve yağda çözünen alkol. Tereyağında ve çeşitli hayvanların karaciğerindeki yağ dokusunda da bulunur. Bitkilerde bulunmamasına karşın pek çok sebze ve meyvede vücutta vitamin A'ya çevrilebilen pigmentler vardır. Bu pigmentlerden havuca rengini veren karoten (provitamin A) çok iyi bir vitamin A kaynağıdır. Vitamin A ısı, ışık ya da havada çabuk parçalanır. Görme işlevinde doğrudan rol oynayan vitamin gözde ağtabakada yer alan bir pigmentin bileşiminde de bulunur. Hayvanlarda yağ dokusunda vitamin A'ya benzer etkileri olan ve yapılan birbirine benzeyen çok sayıda bileşik vardır. Örneğin, tatlı su balıklarından elde edilen balıkyağı vitamin A'ya ek olarak, görme pigmenti oluşturabilen vitamin A2 içerir. İnsanda günlük vitamin A gereksinimi, erişkinler için 1,0 mg'dir. Vitamin A'nın varlığı ilk kez 1913'te belirlenmiş, kimyasal yapısı 1933'te saptanmış, 1947'de bireşimlenmiştir. vitamin A eksikliği, yiyeceklerle yeterli miktarda vitamin A alınmaması sonucunda sıklıkla göz ve epitel dokularında ortaya çıkan çeşitli bozukluklardır. İnsanda vitamin A eksikliğinin ilk belirtilerinden biri ışıklı ortamdan karanlığa geçişte uyum sağlayamamak ya da karanlıkta rahat görememeyle beliren gece körlüğüdür. Karanlıkta görme normal olarak göz dokusunda bulunan ve ancak vitamin A'nın bulunduğu ortamda ışığa duyarlılık kazanan rodopsin adlı görme pigmentine bağlıdır. Vitamin A eksikliği uzun sürerse, özellikle yetersiz beslenen bebekler ve çocuklarda kseroftalmi olarak bilinen bir bozukluk ortaya çıkar. Kseroftalmide gözler ışığa karşı duyarlıdır, gözyaşı salgılanması durur, göz kapakları şişer, irinle dolup birbirine yapışır. Gözdeki mukozalı yüzeyler yer yer aşınabilir, bu bölgelerde enfeksiyonlar yerleşir, böylece korneada ve gözdeki öbür yapılarda ülserler ortaya çıkar. Bu durum tedavi edilmezse görme kaybına yol açabilir. Vitamin A eksikliğinin ilk belirtileri ağız, boğaz ve solunum, üreme ya da boşaltım organlarının içini döşeyen mukozada değişiklikler de olabilir. Bu zarlar atrofiye uğrayıp kurur; normal olarak bu organların içindeki yabancı maddelerin ortamdan uzaklaştırılmasına yardımcı olan kirpiksi uzantıları dökülür. Örselenen mukoza katmanlarının bakterilere karşı direnci azalmıştır, enfeksiyonlara eğilimleri artar. Yetersiz vitamin A alımı uzun süre devam ederse deri kuruyabilir, kıl köklerinin çevresinde boynuzsu katmandan tıkaçlar oluşabilir. Vitamin A eksikliği kemik ve diş oluşumunun kusurlu olmasına ve genel olarak büyüme geriliğine de yol açabilir. Fareler ve sığırlar üzerinde yapılan deneylerde üreme işlevlerinin tümüyle ortadan kalktığı ya da canlı doğum olasılığının çok düştüğü görülür. Vitamin A bütün hayvanlarda karaciğerde ve süt yağı içeren süt ürünlerinde bulunur. Buna ek olarak sarı ve yeşil yapraklı sebzelerin çoğunda vücutta vitamin A'ya dönüştürülebilen ve kimyasal yapısı vitamin A'ya benzeyen karoten adlı madde vardır. Eksikliğin son dönemlerinde kornea gibi dokulardaki hücre zedelenmesi çok ileri düzeylere varmadan vitamin A verilmesiyle tedavi mümkündür. Genellikle bu tedavi yöntemi proteince zengin bir beslenme düzeniyle desteklendiğinde çok etkili olur. Kseroftalmi süt ve süt ürünlerinin kolayca elde edildiği ülkelerde çok ender görülürse de dünyanın bazı bölgelerinde, özellikle savaş dönemlerinde önemli bir sorun haline gelmiştir. Örneğin, 1940'ta, Filipinler'de hastaneye başvuran çocukların yarısında kseroftalmi olduğu, Hollanda Doğu Hint Adalarında 500 bin kişilik nüfustan 4.000 çocuğun bu hastalık nedeniyle kör olduğu bildirilmiştir. I. Dünya Savaşı'nda Danimarka'da üretilen tereyağının tümü ihraç edildiğinden Danimarkalı çocukların pek çoğunda kseroftalmi gelişmiştir. vitamin A fazlalığı, HİPERVİTAMİNOZ A olarak da bilinir, uzun süre çok yüksek düzeyde (150 mg) vitamin A alınmasıyla ortaya çıkan zehirlenmeye benzer bozukluk. Suda çözünen vitaminlerin tersine vitamin A yağda çözünür; gereğinden fazla alındığında idrarla atılmayarak karaciğerde depolanır ve zamanla zehirlenmeye neden olabilecek düzeylere erişir. Zehirlenmenin genel belirtileri arasında bulantı, saçlarda sertleşme ve dökülme, deride kuruma ve pullanma, kemik ağrıları, yorgunluk ve uyuklama sayılabilir. Erişkinlerde bulanık görme ve baş ağnsı, bebeklerde büyüme bozukluğu ve karaciğerde büyüme de görülebilir. Vitamin A alımı azaltıldığında hastanın durumu düzelmeye başlar. Vitamin A fazlalığı genellikle vitamin A içeren preparatların uzun süre, düzenli olarak ve aşırı miktarlarda alınmasıyla ortaya çıkarsa da Kuzey Kutup Bölgesi'ne giden kâşiflerde ve o bölgenin halkında, kutup ayısı karaciğeri yedikten sonra da görüldüğü bildirilmiştir. Vücutta vitamin A'ya dönüştürülen karoten adlı sarımsı pigment havuç, tatlıpatates ve yumurta sarısı gibi yiyeceklerde bulunur. Kan plazmasındaki karoten yoğunluğu aşırı düzeylere ulaşırsa karotenemi olarak bilinen durum ortaya çıkar. |
||||
|
||||
|
||||