|
||||
B Vitamini VİTAMİN B KOMPLEKSİ vitamin B kompleksi, B VİTAMİNİ olarak da bilinir, özellikleri, doğal kaynaklardaki dağılımları ve fizyolojik işlevleri birbirine benzediği ve yakın olduğu için geleneksel olarak bir arada sınıflandırılan vitaminlerin ortak adı. B vitaminlerinin tümü, C vitamini gibi (yağda çözünen A, D, E ve K vitaminlerinin tersine) suda çözünür. B vitaminlerinin çoğunun koenzim olduğu ve bütün hayvan türlerinde metabolizma süreçlerinin sürdürülmesi için yaşamsal önem taşıdıkları anlaşılmıştır. Vitamin B kompleksi pantotenik asit, nikotinik asit, biyotin, folik asit, riboflavin (vitamin B2), tiyamin (vitamin B1), piridoksin (vitamin B6) ve siyanokobalamini (vitamin B12) içerir. Karnitin, kolin, lipoik asit, miyoinozitol ve para-amino benzoik asit adlı bileşikler hayvanlarda benzer görevler üstlenir ve kimi uzmanlarca B vitamini sayılır; B13 ve B15 olarak adlandırılan ve büyümeyi hızlandıran iki madde de B vitamin kompleksine eklenebilir. VİTAMİN B1 (TİYAMİN) vitamin B1, TİYAMİN olarak da bilinir, geviş getirenler dışında bütün hayvanlarda beriberi adlı hastalığın önlenmesi için gerekli olan, suda çözünen ve azot içeren alkol. Vitamin B1 saf olarak elde edilen (1926) ilk vitamindir; yapısı 1936'da tümüyle aydınlatılmış ve bireşimlenmiştir. Vitamin B1'in vücutta karbonhidratların enerjiye dönüştürülmesine yardımcı olan bir enzim sisteminde işlev gördüğü anlaşılmıştır. Bu işlevlerini tiyamin pirofosfat adlı bileşik halinde sürdürür. En fazla tahıllarda ve başka bitki tohumlarında bulunur. En zengin hayvansal kaynaklarından biri domuz etidir. Alınması gereken günlük vitamin B1 miktarı erişkin kadınlar için 1,0-1,1 mg, erişkin erkekler için 1,2-1,4 mg'dir. Kaynakları bitki tohumları, kabuğu çıkarılmış tahıllar, karaciğer, böbrek, balık, bezelye, makarna, fasulye, mercimek, esmer pirinç ve mayalardır. Bu vitamin, sinir sistemi için önemlidir. Besinlerden enerji salıverilmesine yardımcı olur. Böbreküstü bezelerinin hormon üretimine yardım eder. B1 vitamini eksikliğinde sinir ve sindirim sistemi bozuklukları, deri hastalığı görülür. B1 vitamini, başta pirinç olmak üzere bütün tahıl tanelerinin kavuz denen kabuğunda, ayrıca bira mayasında, sütte, taze sebze ve meyvelerde bulunur. Bu vitamin vücutta depolanmadığı için, her gün yiyeceklerle belirli miktarda alınması gerekir. VİTAMİN B2 (RİBOFLAVİN) vitamin B2, RİBOFLAVİN olarak da bilinir, kesilmiş sütün suyunda ve yumurta akında bol miktarda bulunan sarı, azot içeren alkol. Hayvanların besinlerle alması gereken bir maddedir; yeşil bitkilerle bakteri ve mantarların çoğu tarafından bireşimlenebilir. 1933'te vitamin olduğu anlaşılan riboflavin ilk kez 1935'te bireşimlendi. Vitamin B2'nin karbonhidratlar ve amino-asitlerin yükseltgenmesini içeren metabolizma süreçlerinde rol oynadığı bilinir. Vitamin B1 (tiyamin) gibi serbest biçimiyle değil canlının vitaminden elde ettiği daha karmaşık yapılı bileşikler halinde işlev görür. Vitamin B2 ayvan ve bitki dokularında özellikle süt, yumurta, böbrek ve karaciğerde yaygın olarak bulunur. İnsanda günlük gereksinim erişkinlerde 1,2-1,7 mg'dir. vitamin B2 eksikliği, RİBOFLAVİN EKSİKLİĞİ olarak da bilinir, besinlerle yeterince vitamin B2 alınmamasıyla ortaya çıkan bozukluk. Özgün belirtileri arasında dudaklarda kızarma ve dudak kenarlarında çatlama, dilde iltihaplanma, gözyuvarında aşırı derecede kanlanma, ışığa karşı anormal düzeyde duyarlılık, deride yağlanma, pullanma ve iltihaplanma sayılabilir. İnsanda vitamin B2 eksikliği sıklıkla başka vitamin (özellikle niyasin) eksiklikleriyle birlikte ortaya çıktığından belirtileri konusunda farklı görüşler vardır. Kaynakları süt ve süt ürünleri, tahıllar, baklagiller, etler, karaciğer, sakatat, yumurta ve yeşil bitkilerdir. Yeni alyuvar ve akyuvar hücrelerinin, saç moleküllerinin ve bağırsak hücrelerinin oluşumu için gereklidir. Protein, yağ ve karbonhidratların içeriğinde görülür. Bunların yetersizliğinde metobolizma bozulur. B2 vitamini eksikliğinde deride, dudak, burun ve göz kenarlarında yaralar, göz damarlarında genişleme, kansızlık ve sinir sistemi bozuklukları oluşur. B2 vitamini ya da riboflavin, özellikle süt, yumurta, karaciğer, bira mayası, yağsız sığır eti, yeşil yapraklı sebzeler ve muz gibi çeşitli yiyeceklerde bulunur. Bu vitaminin eksikliğine bağlanan başlıca belirtiler büyüme ve gelişme geriliği, kilo kaybı, deri iltihaplan ile göz, ağız ve burun çevresinde beliren yaralardır. VİTAMİNİ B3 (NİYASİN) B3 vitamini ya da niyasin en çok tavuk, hindi gibi kümes hayvanlarının etinde, karaciğerde, balıkta, yağsız sığır etinde ve baklagillerde bulunur. Bir adı da PP vitamini olan B3 vitamininin eksikliğine bağlı en önemli beslenme bozukluğu, deride yaralar, iştahsızlık, ishal ve kilo kaybı, bitkinlik, huzursuzluk ve zihin bulanıklığı gibi belirtiler veren pellagra hastalığıdır. Kaynakları süt, yumurta, taneli sebzeler, etler, kuruyemişler ve mayalı ekmeklerdir. Karbonhidrat ve yağ metobolizmasında bulunur. Niasin eksikliğinde pellegra hastalığı, sinir ve sindirim sistemi bozukluğu ve deride yaralar görülür. ViTAMiN B6 vitamin B6, mikroorganizmalar ve hayvanlar için önem taşıyan ve üstün yapılı hayvanlarda derinin aşınmasını önleyen madde. Piridoksin (piridoksol), piridoksal ve piridoksamin olmak üzere üç türü vardır. Piridoksin ilk kez 1938'de elde edilmiş, Vitamin B6 1939'da bireşimlenmiştir. 1940'larda bulunan piridoksal ve piridoksamin, doğal kaynaklarda piridoksinden daha yaygın bulunur. Vitamin B6 aminoasitlerin oluşumu ve yıkılmasında, bu nedenle canlı dokularda proteinin bireşimlenmesinde işlev görür. Yağ ve karbonhidrat metabolizmasında belirli süreçlerde de rol oynar. Besinlerle alınan vitamin B6'nın eksikliğinin insanda herhangi bir bozukluğa neden olmadığı bilinirse de, nedeni tam olarak belirlenemeyen bazı hastalıkların vitamin B6 tedavisiyle iyileştiği görülmüştür. Hayvanlarla yapılan deneylerde vitamin B6 eksikliğinin neden olduğu belirtilerin başka besinlerin alınmasına da bağlı olduğu anlaşılmış örneğin, farelere yağlı yiyecekler verildiğinde deri lezyonlarının ortaya çıkmadığı belirlenmiştir. Proteince çok zengin ya da metiyonin gibi aminoasitler içeren besinler verildiğinde ise eksiklik belirtilerinin ağırlaştığı ve bu belirtileri gidermek için verilmesi gereken vitamin B6 miktarının arttığı görülmüştür. 1950'lerde insanda deneysel olarak vitamin B6 eksikliği oluşturuldu. Bebeklerde eksikliğin ilk belirtisi, vitamin verildiğinde ortadan kalkan çırpınma nöbetleridir. Anne sütü yerine başka besinler alan bebeklerde bu tür çırpınmalara rastlanabilir. İnek sütündeki vitamin B6 suyla yıkıma uğradığından, inek sütü alan bebeklerdeki eksiklik sütün farklı yöntemlerle işlenmesiyle önlenebilir. İnsanda günlük vitamin B6 gereksinimi 2,0-2,2 mg'dir. Hayvanların beslenmesinde piridoksal, piridoksamin ve piridoksin birbirinin yerini alabilirse de, mikroorganizmaların bu maddelere özgün gereksinimi vardır. Vitamin B6 besinlerde, özellikle çeşitli tahıllarda et ve fındıksı meyve ile bazı sebze ve meyvelerde bulunur. Kaynakları tahıl, et, tavuk, balık, meyve, kuruyemiş, patates, muz, yeşil yapraklı sebzeler ve süttür. Hayvan ve bitki dokularında proteinle birlikte, ayrıca karbonhidrat ve yağ metobolizmasında bulunur. Besinlerden enerji üretilmesine yardımcı olur. Doğal bir idrar söktürücü görevi görür, bağışıklığı arttırır. B6 eksikliğinde merkezi sinir sitemi bozukluğu, hipokronik anemi ve pellegraya benzeyen hastalıklar ortaya çıkar. VİTAMİN B12 vitamin B12, SİYANOKOBALAMİN olarak da bilinir, pek çok mikroorganizma ve hayvan için yaşamsal önemi olan ve hayvanlarda alyuvarların gelişmesine yardımcı olan kristalsi bileşik. Bir metal iyonu (kobalt) içeren tek vitamin olan vitamin B12'nin kimyasal yapısı oldukça karmaşıktır. ABD'li hekim W.B. Castle 1930'larda normal olarak mide sıvısında yer alan bir özetken (entrensek faktör) buldu ve bu maddenin öldürücü kansızlığı olan hastaların midesinde bulunmadığını saptadı. Bu hastalara düzenli olarak karaciğer yedirildiğinde iyileşme görüldüğünden öldürücü kansızlığa engel olan ekstrensek faktörün hayvanların karaciğerlerinde bulunduğunu ileri sürdü. 1948-49'da ABD'de Kari Folkers ve İngiltere'de Alexander Todd'un yürüttüğü çalışmalarda karaciğerde bulunan saf vitamin B12 elde edildi ve tanımlandı. Bu vitaminin sindirim sürecinin tümünü hızlandırdığı ve besinlerin incebağırsak duvarından emilmesini kolaylaştırdığı düşünülür. İnsanda günlük vitamin B12 gereksinimi 3 mikrogramdır; en fazla bulunduğu besinler yumurta, et ve süt ürünleridir. Bilindiği kadarıyla üstün yapılı bitkilerde vitamin B12 bulunmaz; bilinen bütün üstün yapılı hayvanların da vitamini besinleriyle alması gerekir. Çeşitli küf mantarları ve bakteriler tarafından bireşimlenen vitaminin karaciğer ya da başka hayvan dokularındaki kaynağının çeşitli türdeki mikroorganizmalar olduğu sanılır. Bu maddeyi yapamayan bazı bakteriler de büyümeleri için çevreden vitamin B12 almak zorundadır. Canlılardaki işlevi tam olarak bilinmemektedir; bununla birlikte kolin ve metiyonin adlı bileşiklerdeki metil (- CH3) grubunun ve nükleik asitlerin bireşimlenmesinde rol oynadığı anlaşılmıştır. Vitamin B12 eksikliği dildeki küçük çıkıntıların kusurlu gelişmesine yol açarak dil yüzeyine anormal düz görünüm verir. Sıklıkla bağırsak işlevlerinde ve sindirimde bozukluklara, kimi zaman da kabızlık ve ishale yol açar. Omuriliğin bazı hareket ve duyu yollarında dejenerasyona neden olur; dejenerasyon uzun sürerse vitamin B12 vererek tedavi edilemez hale gelir. El ve ayak parmaklarında duyu kaybı ve karıncalanma tedavi edilmezse zamanla yürüyüş bozukluğu ve felçlere yol açabilir. Vitamin B12 yalnız hayvansal besinlerde bulunduğundan vejetaryenlerde eksiklik görülebilir. Eksiklik bağırsaklarda üreyen bakteriler ya da şerit gibi asalakların bağırsaktaki vitamini kullanmasından da ileri gelebilir. Vitamin B12 eksikliği incebağırsağın emilim işlevlerini etkileyen hastalıkların tümünde de görülür. B12 vitamini sindirimde, alyuvarların gelişmesinde, nükleik asitlerin ve birçok proteinin bireşimlenmesinde görev alır. En çok karaciğer, yumurta sarısı ve sütte bulunan bu vitaminin eksikliği sindirim bozukluklarına, öldürücü bir kansızlık tablosuna ve bazı omurilik sinirlerinin yıkımına yol açar. FOLİK ASİT: B grubu vitaminlerine giren folik asit, yeşil yapraklı sebzelerde, mantar, karaciğer, bezelye, yumurta, kepekli ekmek ve kabuğu alınmamış tahıllarda bulunur. Yağlardan ve karbonhidratlardan enerji üretilmesine yardım eder. Sindirim ve sinir sistemlerini destekler. Cinsiyet hormonlarının üretimine yardımcı olur. Cilt sağlığını korur.
|
||||
|
||||
|
||||