|
||||
E Vitamini Vitamin E, E VİTAMİNİ olarak da bilinir, öncelikle bazı bitkisel yağlarda (örn. buğday tohumözü yağı) bulunan ve yağda çözünen bileşik, 1922'de bulunan vitamin E saf haliyle 1936'da elde edilmiş, kimyasal yapısı 1938 de belirlenmiştir, Daha sonra vitamin E'ye benzer etki gösteren ve tokoferol olarak bilinen bir dizi bileşik de elde edilmiştir. Hayvanlarla yapılan deneyler sonucunda vitamin E'nin kas distrofisi ve kendiliğinden düşük gibi bazı hastalık ve bozuklukların tedavisinde kullanılabileceği anlaşılmıştır. Ayrıca canlı dokularla zarların yükseltgenme sonucunda yıkılmasını engelleyerek yaşam süresini uzatabileceği de düşünülmektedir. Tokoferoller özellikle yükseltgenmeyi önleyerek bitkisel yağların bozulmasını geciktirmek amacıyla kullanılır. Vitamin E eksikliği, vücutta dokularda yükseltgenme süreçlerini ketleyerek işlev gören vitamin E'nin besinlerle yeterince alınmaması sonucunda ortaya çıkan bozukluk.Vitamin E başta tahıllar ve bitkisel yağlar olmak üzere yiyeceklerin çoğunda bulunur. Bu nedenle vitamin E eksikliği yalnız beslenme bozukluğundan kaynaklanmaz; insanda eksiklik nedeniyle ortaya çıkan belirtiler de kesin olarak anlaşılmamıştır.Hayvanlarla yapılan deneylerde vitamin E eksikliği belirtileri türden türe değişir. Olgun dişi farelerde düşük, erkek farede sperma yapan dokuların dejenerasyonu nedeniyle kısırlık, tavşan ve kobaylarda akut kas distrofisi, civcivlerde damarlarda yapı bozuklukları ve kaslarda güçsüzlük, maymunlarda kansızlık görülür. Vücudun bütün dokularında vardır; karaciğerde depo edilir. Kaynakları bitkisel yağların çoğu, fındık-fıstık, tohumlar, soya, et, balık, yeşil yapraklı sebzeler, elma, havuç, yumurta ve tahıllardır. Antioloidon özelliğinden dolayı, üreme görevlerinin normal şekilde gerçekleşmesine yardımcı olur. Kanser oluşum riskini azaltır. Gözde güneş ışınlarının olumsuz etkisini azaltarak, katarakt oluşumunu geciktirir. Hücre zarının ve duvarının normal görevini yapmasına yardım eder. E vitamini eksikliğinde kas yorgunluğu ve zayıflaması oluşur. Fazlalığı ise hipertansiyon ve bağırsak kramplarına yol açabilir.Hücrelerin daha uzun yaşamasını ve yenilenmesini sağlayan E vitamini, vücuttaki oksijenin en iyi şekilde kullanılmasına yardım eder. Yaşlanmaya karşı en etkin vitaminlerden biri olan E vitamini, kalp rahatsızlıklarına karşı etkin koruma sağlar, ayrıca cildin elastikiyetini de korur. Genellikle bitkisel yağlar, yağlı meyveler, çikolata ve işlenmemiş tahıllarda bulunur. 100 gr mısırözü yağında 133 mg E vitamini bulunur. Margarin:Yüzde 100 bitkisel margarinlerin 100 gramında 12.4 mg E vitamini bulunur. Cildin esnekliğini koruyan, yaşlanmaya karşı etkili E vitaminini içeren margarinlerin yüksek ısılarda yapıları bozulur ve olumlu özelliklerinin çoğunu kaybederler. Bu nedenle çiğ tüketin. Yeşil Yapraklı Sebzeler:Bol bol yeşil yapraklı sebze tüketmeye bakın. Yeşil yapraklı sebzelerdeki C vitamini, E vitaminin etkilerini güçlendirir.E vitamininin yaşlanmayı geciktirdiğini birçok kişi biliyor. Üstelik bu mucizevi vitaminin etkilen saymakla da bitmiyor: Vücut hücrelerine zarar veren ve yaşlanmaya sebep olan serbest radikallerin oluşmasını önlüyor. Cildi nemlendiriyor ve kırışıklıkların oluşmasını engelliyor. Ayrıca bağ dokusunu güçlendiriyor, selülit oluşumunu da önlüyor. E vitamini, kalp ve damar hastalıklarına, romatizmaya da şans tanımıyor. Peki E vitamini nerelerde bulunur? Şaşıracaksınız ama genelde meyve ve sebzelerin çöpe attığımız kısımları, gerçek birer E vitamini deposu. E vitamini en çok üzüm çekirdeklerinde, salata ve sebze saplarında, ayrıca yerfıstığının kırmızı saydam dış kabuğunda bulunuyor. Bunların yanı sıra kırmızı şarap ve üzüm suyu da E vitamini açısından zengin. |
||||
|
||||
|
||||